İslam coğrafyası için tehdit! ASKON da harekete geçiyor

İslam coğrafyasındaki beyin göçü konusuna ayrı bir parantez açtıklarını belirten ASKON’un Yeni Genel Başkanı Orhan Aydın, tersine beyin göçünü hızlandırmak için başlattıkları çalışmaları Haber7.com’a anlattı.

Hükümet tersine beyin göçünü hızlandırmak için “Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı”nı başlatırken Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği de (ASKON) yeni dönemde tersine beyin göçünü ana gündemine aldı ve çalışmalara başladı.

TÜRKİYE BU KONUNUN HAMİSİ OLABİLİR

Haber7.com’a özel açıklamalarda bulunan ASKON’un Yeni Genel Başkanı Orhan Aydın, beyin göçü veren ülkeler arasında Müslüman ülkelerin ilk sıralarda yer aldığına dikkat çekerek, Türkiye’nin yaptığı çalışmalarda bu konunun hamisi de olabileceğini vurguladı.
ASKON olarak Beyin Göçü konusuna ayrı bir parantez açıyoruz diyen Aydın, “Bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz, 9 Şubat’ta Kayseri’de düzenleyeceğimiz Kültepe Ekonomi Zirvemizde konularımızdan biri de Beyin Göçü ve nitelikli eğilim modelleri olacak. Buradan edindiğimiz çıktılarla yol haritasını belirleyip bu kıymetli isimleri ülke ekonomimize nasıl kazandırabileceğiz onun çalışması içerisinde olacağız.” dedi.

BEYİN GÖÇÜ MESELESİ ÖNCELİĞİMİZ

Bir araştırmaya göre Türkiye beyin göçü en fazla olan 34 ülke içinde 24. sırada yer almakta olup, maalesef iyi eğitim gören 100 kişiden 59’unu gelişmiş ülkelere deyim yerindeyse kaptırmakta… Türkiye bu kaderi paylaşan tek Müslüman ülke de değil. Araştırmalar, beyin göçü veren ülkeler arasında ilk sıralarda Mısır, İran, Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkeler olduğunu da gösteriyor. Bir başka ifadeyle, üniversite kurumunun tarihteki öncüsü konumunda bulunan ve ilahiyat dışında fen bilimlerini de programına alan tarihteki ilk üniversiteler sıfatıyla Karaviyyin, Kurtuba ve Gırnata Üniversiteleri ile Bağdat Nizamiye Medresesi’ni kurmuş Doğu/İslam Medeniyetleri, çağımızda yetişmiş beyinlerinin Batı ülkelerine göçünü engelleyemiyor.
HER YIL 2  MİLYAR DOLAR YABANCI EKONOMİLERE AKTARILIYOR

Türkiye, yurtdışına akademik eğitim için öğrenci gönderen ülkeler arasında 11. sırada ve her yıl yaklaşık 2 Milyar Dolarlık bir kaynak bu öğrencilerin eğitimi amacıyla ekonomimizden yabancı ekonomilere aktarılıyor. Ayrıca British Council’in Türkiye’deki 81 ilde 22-25 yaş arasındaki 4.816 üniversite öğrencisi denek üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçları, yetişmiş insan kaybı açısından karşı karşıya olduğumuz tehdidin boyutuna dair önemli bir ipucu veriyor. Araştırma, Türkiye’de her 100 gençten 95’inin lisans ve lisansüstü eğitimlerini yurtdışındaki üniversitelerde yapmak istediklerini gösteriyor. 

KIYMETLİ İSİMLERİN ÜLKEYE KATKISI İÇİN HAREKETE GEÇİLİYOR

Türkiye son 13-14 yıl içinde üniversite eğitiminde nicel anlamda büyük bir mesafe kat etti. Artık Türkiye’nin tüm illerinde en az bir üniversite mevcut… Öğretim görevlisi sayısı 2000’lerin başına oranla tam üç kat arttı. İşte bu noktada biz nicel olarak sağlamış olduğumuz bu başarının nitel olarak sağlanması çabası içerisinde olacağız. Konuyu çok önemsiyoruz. Bu bağlamda bir algı, kamuoyu oluşturmaya çalışarak işe koyulacağız. Nasip olursa 9 Şubat’ta Kayseri’de düzenleyeceğimiz Kültepe Ekonomi Zirvemizde konularımızdan biri de Beyin Göçü ve nitelikli eğilim modelleri olacak. Buradan edindiğimiz çıktılarla yol haritasını belirleyip bu kıymetli isimleri ülke ekonomimize nasıl kazandırabileceğiz onun çalışması içerisinde olacağız.

TERSİNE GÖÇ KONUSU CİDDİ ÖNCELİĞİMİZ OLMALI

Ülkeler, kalkınmalarını belirli bir plan çerçevesinde geliştirmek zorundadır. Bu amaçla nüfusun sayısını ve artış hızını, niteliğini (eğitim, üretim), niceliğini (sağlık ve doğurganlık), dağılışını (kır, kent, dış ülke) belirlemek için belirli aralıklarla nüfus sayımları yapar, nüfus politikaları belirlerler. Ülkemiz Türkiye’ye baktığımızda nüfus dağılımını etkileyen en önemli faktörün ekonomik nedenler olduğunu gözlemlemekteyiz. Bunun sonucu olarak insanlar büyükşehirlere akın ediyorlar. Ülkemizin Batı kesimi bu göçlerin en fazla yoğunlaştığı coğrafya. Bugün 60 milyona dayanan İtalya’ya baktığımızda 2. Dünya savaşı sonrası yaşanan ekonomik buhran sonrası insanlarının büyükşehirlere göç etmesine rağmen başkentleri Roma’nın nüfusu 3 milyonu bulmakta. İtalya bunu ekonomide kümelenme modeliyle sağlamış durumda. Ülkemizde de belirli bölgelerde yoğunlaşmayı azaltmak istiyorsak ekonomik kümelenmeyi muhakkak gerçekleştirmemiz gerekmektedir. Teşvikler verilerken bu kümelenme öncelenmelidir. Şöyle ki, biz bilmeliyiz ki, tahıl üzerine bir işletme açılacak ise, paketlenmesine kadar bu sektörde faaliyet gösterecek firma işyerini iç Anadolu bölgemizde açmalıdır. Bunun dışında bir yerde açmak istiyorsa teşviklerden yararlanmamalı ve hatta vergisinden, sigortasına kadar daha ağır bir yükle karşılaşmalıdır. Eğer İç Anadolu bölgesinde bunu yapıyorsa teşviklerden yararlanmalı, sigortası KDV si daha ucuz olmalıdır. Eğer bunu başarabilirsek, tersine göçü de sağlamış olur, nüfus dağılımında dengelemeyi yakalar ve büyükşehirlere göçün önüne geçerek marka şehirleri oluşturmuş oluruz.  Biz bu konuyu gerek hükümet yetkililerimize ve gerekse konunun paydaşlarına açarak olgunlaştırmak istiyoruz. Eğer bunu başarabilirsek çok daha müreffeh şehirler ve çok daha fazla markayı çıkartabileceğimizi düşünüyoruz.

“İHRACAT ÜSLERİMİZLE ÜLKE EKONOMİMİZE DİNAMİZİM KATACAĞIZ”

15 Bin Üye İşletmeyi Temsil Ediyoruz… Yıl 1998, ülkemizin uzun yılardan bu tarafa birikmiş olan, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunları iyice yumak haline dönüşüyor. Ne resmi kurumlar bu sorunlara çözüm becerisi geliştirme ümidi veriyor, ne de STK’ lar yeterli bir performans ortay koyabiliyor.

Ülkemizin değişik bölgelerinde yaşayan ve iş hayatının içerisinde yoğrulan 15 kişilik bir heyet, aynı endişelerin sahibi olarak ve aynı heyecanların sevkiyle bir önemli STK kurma fikrinde birleşiyorlar. Bu ittifak ASKON (Anadolu Aslanları İşadamları Derneği) ’un doğmasına sebep oluyor.

Genel Merkez İstanbul’da konumlandırılıyor. İsmindeki Anadolu kavramı, bir coğrafi nitelemeden daha ziyade, 1071’den başlayıp bugünlere gelen ve zaman içerisinde Avrupa’nın, Asya’nın ve Afrika topraklarının önemli bir kısmına yayılmış olan adalet hükümranlığının kimliksel ifadesi olarak kendisini buluyor. Logodaki AS buna tekabül ederken, KON kısmı, daha tasarım aşamasında büyük bir konfederasyon oluşturma hedefinin emaresi olarak ekleniyor.

Böylece dünya kenti İstanbul yeni bir idealin daha merkezi oluyor. Bu şekilde başlayan serüven kısa zaman içerisinde İstanbul’da yeterli üye sayısına, Ülkemizin önemli merkezlerinde şubelere, sahip olurken, dünyada 5 önemli merkezde (Brüksel, Newyork, Pekin, Cidde, Cakarta) temsilcilik açma çalışmalarına başlıyor.

ASKON, bir “yarın inşası” idealiyle yürüyor. Bu idealini “Doğru adımlar”atarak ve “haklı zenginlik”ler üreterek, “derin özgürlük” leri bayraklaştırarak gerçekleştirmeye özen gösteriyor.

Bu açıdan bütün çalışmalarını ve söylemlerini ‘doğruya doğru, yanlışa yanlış’ deme ilkesine bağlı olarak temellendiriyor. Bu anlayış, bütün panel, eğitim ve seminer programlara yansıtıldığı gibi, faaliyetleri tanıtan ASKON BÜLTEN, daha entelektüel bir çabanın yansıması olan ASKON ÇEKİRDEK gibi yayınlarda ve her yıl yayımlanan Ekonomi Raporlarında kendisini gösteriyor.

Hamdolsun ASKON’umuz bugün Türkiye genelinde 24 Şube, 9 temsilcilik, yurt dışında 11 temsilcilik ile 5 bin üye iş adamı ve 15 bin üye işletmesi ile kamu yararına hizmet eden devasa bir Sivil Toplum Kuruluşu olmuş durumundadır.

1071 YILINDAN BUGÜNE TAŞIDIĞIMIZ İDEALLERİN ÖZÜNE DÖNDÜK

Geri de bıraktığımız 2018 yılında ülkemizin içinde bulunduğu jeopolitik konum gereği bir çok sıcak gelişmenin de içerisinde olduk. Türkiye, bağımsız ve özgün politikaları, Dünya 5’ten büyüktür çıkışı ile 1071 yılından bugüne taşıdığımız ideallerin özüne dönebildi. Artık dünden çok daha bilinçli ve idealistiz.

Tabi bu politikayı elbette hazmedemeyenler olacaktı. Yakın zamanda yaşadığımız döviz baskısı ve kredi derecelendirme kuruluşların ekonomimiz üzerine not indirimine giden açıklamaları ekonomimizin bir nevi sınanmasına sebep oldu. Yükselen enflasyon ve küresel bazda artan faizler, içerde tahvil faizlerinin belirgin yükselişine neden oldu. Finansal istikrar konusunda ne oluyoruz sorularının arttığı bir dönemde hükümetimiz bu süreçte yerinde aldığı kararlarla, sağlam temeller üzerine kurulmuş ekonomi sistemimizin de sayesi ile durumu kontrol altına aldı. 2018 yılını bu şekilde dengeleme süreci ile bitirmiş olduk.

2019 YILINDAN BEKLENTİLERİMİZ BÜYÜK

2019 yılı için ev ödevlerimiz belli. Enflasyon ve işsizlik rakamlarına aşağıya çekerek, cari açığı dengelemek önceliğimiz olacaktır. Daha müreffeh bir Türkiye’yi el birliği ile sağlamak temel amaçlarımızdan olacaktır. 2019 yılında doların gücünü kaybedeceğini düşünüyoruz. Küresel gıda enflasyonu ve enerji fiyatlarındaki dezenflasyonun (Yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş sırasında yaşanan düşen enflasyon sürecini ifade eder.) buna yardımcı unsurlar olacağını tahmin ediyoruz.  Eğer enflasyonda düşüşü başarabilirsek bununla birlikte sıcak para noktasında da rahatlamalar yaşanacaktır. Kurdaki değer kaybı ve dengeleme politikası ile birlikte ihracat ve turizm gelirlerinin güçlendirilmesi politikası sayesinde cari açıktaki yavaşlama süreci devam edecektir. Türkiye bu veriler sonrası yabancı yatırımcı gözünde tekrardan yatırım yapılabilir ülke düzeyine erişmiş olacaktır. 2019 yılına ilişkin beklentilerimizi toparlar olur isek; iktisadi olarak 6. Aydan sonra dengeleme politikasının olumlu sonuçlarıyla birlikte kademeli bir şekilde, GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) büyümesinin bir civarında olacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonda yeni yılın ilk çeyreğinde başlayacak olan düşüşle birlikte yüzde 15-16 seyrinde bir oran bekliyoruz. Özellikle petrol ve emtia fiyatlarında sert düşüşlerin yaşanmasıyla birlikte cari açıkta dengelemin devam edeceği kanaatindeyiz. Tabi bütün bu gelişmelerin yanı sıra Merkez Bankası (MB)’nin ikinci çeyrek rakamlarıyla birlikte sınırı faiz indirimde bulunmasını da açıkça bekliyoruz.

ENFLASYONLA MÜCADELE

ASKON olarak enflasyonla topyekûn mücadeleyi destekliyoruz. Ayrıca en az 6 ay daha bütün üyelerimize bu mücadeleyi devam ettirmeliyiz gerektiği mesajını veriyoruz. Bu konudaki desteğimizi de ilk günden beri aralıksız sürdürüyoruz. Bizler bu süreçte iş dünyası olarak bir sıkıntıya ve bir daralmaya girdiğimiz an Cumhurbaşkanımızı yanımızda hissettik. Biz 2019 yılında da güzel teşvikleri bekliyoruz.

DÜNYA DEVLETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ HEDEFİYLE ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ

2019 yılında ASKON olarak bizi yoğun bir tempo bekliyor. Mevcut iş akışımız ve programlarımızın dışında Sayın Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlemiş olduğu 2023, 2053, 2071 hedeflerine kitlendik. Bu bağlamda bu vizyonun idraki ile çalışmalarımızı yürüteceğiz. Dünya Devleti Türkiye Cumhuriyeti hedefiyle, yüksek teknolojili üretim, istihdama katkı, ihracatta artışa öncelik vereceğiz. Üyelerimiz vasıtasıyla Türkiye ekonomisine sınıf atlatmak, ekonomiyi orta gelir tuzağından çıkartmak ve Türkiye’nin dünyanın ilk on ekonomisi arasında olmasını sağlamak için topyekûn çalışacağız. Bu bağlamda ilk 180 günlük ve ikinci 180 günlük eylem planlarımızı hazırladık. İlk 180 günlük eylem planımız içerisinde İstanbul ve Ankara olmak üzere ASKON Bürokrasi üslerini hayata geçireceğiz. Dünya’nın önemli ticaret merkezlerinden olan üç noktada ASKON İhracat üslerini hayata geçireceğiz. İkinci 180 günde diğer 3 noktada olmak üzere bu ticaret üslerinin sayısını altıya çıkartacağız. ASKON olarak önemsediğimiz konulardan biri de akademisyenler ile birlikte ortaya koyacağımız Türkiye’deki ve Dünya’daki ekonomik gelişmelere yer vereceğimiz günlük, haftalık, aylık ve yıllık raporlarımız olacak. Bu raporlar sayesinde yatırımcıları doğru noktalara yönlendirmeyi planlamaktayız.

Türkiye son on yılda hem genelde hem kadınlar özelinde eğitim düzeyinde bir yükselme trendinde. Genç bir nüfusa sahibiz. Bu artımızı güçlü bir şekilde kullanarak uzun vadede planlamalar yapmak istiyoruz. Yine bu bağlamda Beyin Göçü konusuna ayrı bir önem vereceğiz. Ülke olarak potansiyelimizin farkındayız ve bu potansiyeli ortaya çıkartabilecek enerjiye de sahibiz.

İNSANLARIMIZA GÖNÜLLÜLÜK BİLİNCİNİN ÖNEMİNİ ANLATACAĞIZ

Nüfusumuzun yaklaşık %13’lük kısmı bir derneğe üye gözükmektedir. Gönüllülükte Dünya genelinde 132. Sırada yer alıyoruz. Bu çok düşük bir rakam. Biz insanlarımıza gönüllük bilincinin önemini anlatacağız. Bunu da her ilde bir ASKON mottosuyla ortaya koyacağız. Ülkemiz için ben de varım diyebilen herkese kapımız açık.

2019 YILI İÇİN EV ÖDEVİMİZİ BELİRLEDİK

Evet 2018 yılında bir durağanlık yaşadık doğrudur. Ne var ki, biz potansiyeli çok yüksek, enerjisi son derece güçlü bir ülkeyiz. 2019 yılında bu potansiyelimizi ve gücümüzü ortaya koyacağımızdan hiç şüphemiz yok. 2019 yılından başlayarak ev ödevimiz belli olmuştur. Daha çok üreterek, enflasyonu tek hanelere çekerek, çalışanlarımızı enflasyon karşısında ezdirmememiz gerekmektedir. Gayemiz çalışanlarımızın daha müreffeh bir seviyelerde yaşantı sürmesini sağlamak olmalıdır.

Yeni yıldan itibaren dengeleme sürecinin artılara geçeceğine inanıyoruz. İhracatı yükselmiş, cari açık dengesi makul seviyelere çekilmiş, enflasyonu tek hanelere doğru düşmeye başlamış, istihdamı artmış bir Türkiye bizi bekliyor. ASKON olarak da bu konuda elimizden gelenin fazlasını yapacağımızın bilinmesini isteriz.

AYLAN BEBEĞİNİN FOTOĞRAFINI HER İŞLETME DUVARINA ASMALI

Hamdolsun ülkemiz Türkiye bu konuda büyük bir yükü omuzlamış durumda. Dünyada 65 milyondan fazla insan zulüm, çatışma, şiddet ya da insan hakları ihlalleri sebebiyle yerlerinden edilmiş durumda. Türkiye ise 3.9 milyon kişiyle dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke. Bu çok büyük bir rakam ve bu konuda devletimizin ve milletimiz üzerine düşen sorumluluğu ziyadesi ile yerine getiriyor. Bu konuya girmişken özellikle bir kareye dikkat çekmek istiyorum. Bundan dört yıl önce çağımızın trajedisi olan göç olayıyla ilgili Aylan Bebeğin karesi hafızalarımızdan asla silinmemeli. Hatta bu kareyi her işletmemiz duvarına asmalı. İnsanlık bu kareyi bir daha yaşamamalı. Yersiz, yurtsuz kalınca insanoğlunun başına neler geldiğini hep birlikte ziyadesi ile görüyoruz. Bu nedenle ülkemizin, birliği ve dirliği için, mazlumun ve yetimin hakkı için birer Müslüman olarak bizlere çok iş düşüyor. Biz istiyoruz ki, günümüzün zengin dünyasında sermaye tekelleşmesin. Güç odakları tekelleşmesin.  Aylan bebekler, Ayşeler Fatmalar, Alilerin yaşam hakları ellerinden alınmasın. Bu hadiseleri yaşamayalım. Bunun için hak ve adalet için bizler daha çok çalışmalıyız. Bu bilinçle her ne kadar bu ölümler onların imtihanları gibi görünse de bizim için de onlara yaşatılanlar ayrı bir imtihan. Unutmayalım ki, ortada bir muhacir var ise önce Ensar biz olmalıyız. Kardeşlerimize sahip çıkılacaksa önce biz sahip çıkmalıyız. Bunu her alanda söylüyorum. Kardeşlerimiz Batı’nın sınırlarında can vermesinler.

KAYIP ÇOCUKLARIN YARISI SIĞINMACILARDAN OLUŞUYOR

Bugün Almanya’da 7 binden fazla çocuk kayıp konumunda. Bunun yarısı sığınmacıların çocuklarından oluşuyor. Bu nesli hangi durumda kimlere kaptırıyoruz. Bunların hesabını nasıl vereceğiz. Sığınmacı deyip geçip gidemeyiz. Bu konularda da duyarlı olmalıyız.